Yıldız Holding Mali Kontrol Genel Müdürü

Nagihan Şengül

Yıldız Holding’teki çeşitlilik işimi keyifle yapmamı sağlıyor

EY Alumni Söyleşileri bölümünün üçüncü konuğu, Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden Yıldız Holding’in Mali Kontrol Genel Müdürü Nagihan Şengül. Orta Doğu Teknik Üniversitesi İktisat Bölümü’nden mezun olan Şengül, daha sonra Yeditepe Üniversitesi’nde işletme alanında yüksek lisans eğitimi aldı.

Arthur Andersen ve EY’de 11 yıl çalıştıktan sonra 2010 yılında Enerjisa ile reel sektöre geçiş yapan Şengül, aynı yıl Yıldız Holding’te Vergi Direktörü olarak göreve başladı. Şengül, Kasım 2015’ten bu yana Yıldız Holding ve grup şirketlerinin finansal raporlama ve konsolidasyon, vergi ve sigorta fonksiyonlarının yönetiminden sorumlu Yıldız Holding Mali Kontrol Genel Müdürü olarak görev yapmakta.

Şengül aynı zamanda, temel amacı yönetim kurullarında kadın temsilini artırarak toplumsal kalkınmayı desteklemek olan Yönetim Kurulunda Kadın Derneği’nin 3. dönem mentileri arasında yer alıyor. Ülkenin en etkin iş insanları ve kanaat önderlerinden mentorluk alma imkanı tanıyan şirketler arası mentorluk sistemi sunan dernek, 18 ay süren program dahilinde içeriği güçlü bir eğitim programı ile mentilerinin Yönetim Kurulu rollerine hazırlanmasında önemli bir rol üstleniyor.

Yıldız Holding bünyesinde “Seninle Daha Parlak” mottosuyla oluşturulan kurum içi mentorluk programında mentor olarak görev alan Şengül, yöneticilerin bilgi ve tecrübelerini diğer çalışanlara aktarmasına vesile olan bu tür programların kurumsal hayat içinde çok değerli olduğunun altını çiziyor.

Sengül ayrıca Türkiye’nin uluslararası alanda rekabet gücünün artırılması ve etkin bir vergi sistemine ulaşılması doğrultusunda uzun yıllardır çalışmalar yapan TÜSİAD Vergi Çalışma Grubu ile SPK Çalışma Grubu bünyesinde yer alıyor. Nagihan Şengül evli ve iki çocuk annesi.


Şengül’e göre EY’de çalıştığı dönemde kazandığı dostluklar ve edindiği tecrübe çok değerli.

Temelleri 1944 yılında Ülker markasıyla atılan ve merkezi İstanbul’da olan Yıldız Holding bugün 100’ü aşkın ülkede 300’ün üzerinde markasıyla tüketicilere ulaşmakta. Türkiye’nin önde gelen şirketleri arasında yer alan Yıldız Holding, Orta ve Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’nın da en büyük gıda üreticileri arasında yer alıyor. Türkiye’yi 4 milyarlık bir coğrafyada temsil ediyor. 2014 yılında United Biscuits şirketinin satın alımıyla Türkiye’nin en büyük yurtdışı şirket satın alımını gerçekleştiren Yıldız Holding, 2018 yılında iştiraklerinden Şok Marketler’i halka arz ederek son 10 yılın en büyük halka arzlarından birine de imza attı. Çikolata, bisküvi, kek, sakız ve şeker alanlarına odaklanan Yıldız Holding, bu alanlarda gelir bakımından kısa sürede dünyanın önde gelen şirketlerinden biri haline geldi.

 

Ülker, Godiva ve McVitie’s gibi markalarıyla küresel pazarlardaki payını her geçen gün artıran Yıldız Holding, 2017 sonu itibariyle 42,3 milyar liralık ciroya ulaştı. Şirketin şu anda 60 bin çalışanı ve 55’i Türkiye’de olmak üzere 80 fabrikası bulunuyor. 2018 yılını %22 oranında büyüme ile tamamlamayı hedefleyen şirket gıda dışında kişisel bakımdan ambalaja kadar birçok farklı alanda da üretim yapıyor. Holding aynı zamanda Şok Marketler ve Bizim Toptan gibi hızlı büyüyen zincir perakende şirketlerini de bünyesinde barındırıyor.

 

Her yıl ilave 5 bin kişiye istihdam imkanı sağlayan Yıldız Holding aynı zamanda çevre, spor, eğitim, sağlık ve sanat alanında gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk, sürdürebilirlik ve sponsorluk çalışmalarıyla topluma katkı sağlıyor.

 

Vergide Gündem: Önemli büyüklükte bir organizasyonda görevlisiniz, bu çerçevede yaptıklarınızdan biraz söz edebilir misiniz? Ofiste bir gününüz nasıl geçiyor? Nasıl bir lidersiniz, yönetim anlayışınızı nasıl tanımlıyorsunuz?

 

Nagihan Şengül: Farklı coğrafyalarda ve farklı iş kollarında faaliyet gösteren bir grubun bağlı olduğu Holding yapısı içerisinde vergi, finansal raporlama ve konsolidasyon ile sigorta fonksiyonlarının yönetiminden sorumluyum. Çeşitli iş kollarında ve farklı coğrafyalarda işlerimizin olması doğal olarak benim de sorumlu olduğum alanlarda gündemimdeki konuların çeşitliliğini arttırıyor. Örneğin; gün içerisinde Türkiye’deki bir iştirakimizin sigorta ile ilgili bir konusunun ardından bir sonraki konum Amerika vergi mevzuatına ilişkin olabiliyor. Ben kendini tekrar etmeyi seven biri değilim. Çalıştığım kurumun bünyesindeki çeşitlilik benim bu karakter özelliğimi destekliyor. Bu da işimi keyifle yapmamı sağlıyor.

Bence insan adanmışlıkla çalışmalı yani işini tutkuyla yapmalı ki yaptığı işten hem kendi keyif alsın hem de bireysel olarak farklılaşarak başarılı olabilsin. O zaman zaten çalıştığı kuruma katkı sağlamaması mümkün değil. Benim ekip arkadaşlarımda da aradığım en önemli özelliklerin başında bu geliyor. Yaptığımız bir işi daha farklı nasıl yapabiliriz, fayda sağlayacak farklı alternatifler yaratabilir miyiz her konuyu bu bakış açısı ile ele alırız. Bu çalışma şekli hem ekip arkadaşlarımın gelişimine katkı sağlıyor hem de bence günümüz yöneticilerinde mutlaka olması gereken çoklu bakış açısı özelliğini geliştiriyor.

 

Her ne kadar sorumluluk alanlarım daha çok finansal konular olsa da bir işlemi finansal açıdan doğru yorumlayabilmeniz, çözüm yaratabilmeniz ve doğru aksiyonu alabilmeniz için öncelikle işin ticari içeriğini anlamanız ve yorumlamanız gerekir. Bu nedenle de Yıldız Holding kariyer hayatım boyunca her zaman saha ile iç içe ve ticari dinamikleri anlayarak işimi yapmaya çalıştım.

 

Yıldız Holding grubu olarak bu konuda bir felsefemiz var, “GOYA”. Açılımı “Gez Oturma Yerinde Artık” her yıl mutlaka belli sayıda fabrika, mağaza ziyareti yaparız, plasiyer araçları ile market ve bakkallara sıcak satış sürecinde bulunuruz. İşin özünü anlamazsanız ne sorunları doğru teşhis edip doğru çözümü geliştirebilir ne de finansal açıdan doğru yorumu getirebilirsiniz.

 

Büyük bir organizasyonda her konuyu çok detaylı incelemeniz mümkün değil, kaldı ki bu hem ekibinizin hem de sizin gelişiminiz açısından doğru da değil. Aksi halde detaylarda kaybolur ve lider olarak büyük resmi göremezsiniz. Oysa sizden lider olarak ekiplerinizin beklediği büyük resmi görerek onları yönlendirmeniz ve onlara rehberlik etmenizdir.

 

Nasıl bir lider olduğum konusunda sanırım ekip arkadaşlarım en doğru değerlendirmeyi yapar ancak ben sizinle nasıl bir lider olmaya çalıştığımı ve yönetim anlayışımı çok kısa paylaşayım. Öncelikle ekibime karşı her zaman dürüst ve adil olmaya dikkat ederim. Bir lider olarak empatinin önemine çok inanıyorum. Yani karşınızdaki kişi suratı asık ve mutsuz bir şekilde karşınızda otururken bu durumu görmezden gelerek çalışmaya devam edemezsiniz. 5 dakika dahi olsa konuşarak onu önemsediğinizi samimiyetle göstermelisiniz. Dikkat etmeye çalıştığım bir diğer konu da takdir etmek. Ortada bir özveri, çaba ve emek var ise bunu her fırsatta takdir etmek bence çok önemli. İnsanlar sizinle çalışırken değer verildiklerini hissetmeli.


Vergide Gündem: Kadınların empati düzeyleri, sezgileri ve bütünsel bakış açıları çok gelişmiş ve bu yetenekleriyle iş dünyasında esasında çok daha etkili olabilirler. Bu doğrultuda dünyada ve ülkemizde çok çeşitli çalışmalar yürütülüyor. Bu çabalar çerçevesinde Yıldız Holding neler yapıyor? Ülkemizde gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Nagihan Şengül: İş dünyasında daha çok kadın yönetici ve liderin olmasını ve bu konudaki gelişim ihtiyacını çok önemsiyorum. Bakın sizinle bu konudaki bazı istatistikleri paylaşayım. Dünyada 7,6 milyar insan var ve her 102 erkeğe karşın 100 de kadın var. Burada tam bir denge söz konusu iken iş hayatındaki resim maalesef bu kadar dengeli değil.

 

Dünyadaki toplam iş gücüne baktığımızda çalışan her 69 erkeğe karşılık 39 kadın var ve daha yukarı kademelere çıkıldıkça kadınların iş gücüne katılımı oranı daha da düşüyor. Dünyadaki en büyük 200 şirketin Yönetim Kurullarında 85 erkeğe karşılık sadece 15 kadın var. Türkiye’ye baktığımızda ise BIST şirketlerindeki Yönetim Kurulu kadın üye oranı %15 seviyelerinde.

 

Sadece Türkiye değil diğer birçok dünya ülkesinde kadının işgücüne katılımında,  özellikle de karar alma noktalarında ve yönetim kademelerindeki kadın istihdamında alınması gereken çok yol var.

 

Oysaki üniversitelerdeki mezuniyet istatistiklerine baktığımızda kadın mezunların oranı %49, bu oran yüksek lisansta %45, doktorada ise %46.Yani kadınlar iş hayatında olmak için yeterli donanıma sahip. Yapılan araştırmalar, Z kuşağı ekipleri yönetecek liderlerde aranılan esneklik, empati, tutku, işbirliği gibi özelliklerin daha çok kadınlarda var olan özellikler olduğunu ortaya koyuyor. Yani aslında kadınlar doğuştan sahip oldukları özellikler ile de aslında bugünün ve yarının liderliğinde daha başarılı olma potansiyeline sahipler.

Kadınların istihdamda yer alırken özellikle daha teknik alanlarda ve karar alıcı pozisyonlarda yer almasını önemsiyorum. Bazen örnekler duyuyoruz taksi şoförü kadın, otobüs şoförü kadın gibi bunlar abartılarak konuşuluyor ama bunlar hedef olmamalı. Zaten bu tür işleri kısa bir süre sonra robotlar yapacak, sürücüsüz araçlara bineceğiz. O nedenle kadınlar daha teknik ve daha üst pozisyonları hedef almalı bence. Bir de bir cümle ile üzerinde durmak istediğim husus maalesef kadınların kendilerine sınırlar koyarak üst kademelere çıkmaktan korkmaları, yani kendi oluşturdukları cam tavanlar. Belli bir seviyeye kadar gelen kadın bu noktada acaba diğer sorumluluklarımı en başta anneliği layıkıyla yapamayacağı korkusuyla kendisine bariyerler koyuyor. Ya da yeni bir görev kendisine teklif edildiğinde o işi başarmamak üzerine birçok düşünce kurguluyor beyninde. Oysa bir erkek kervan yolda düzülür diyebiliyor rahatlıkla. Bu noktada kadınların daha cesur olması ve risk almaktan çekinmemesi gerektiğini düşünüyorum.

 

Kadın arkadaşlarıma okumaları için bir kitap tavsiye etmek istiyorum, Sheryl Sandberg’in, “Sınırlarını Zorla (Lean In)” kitabı. Eminim bu kitabı okuduklarında kendileri ile ilgili çok şey bulacaklar.

 

Warren Buffet’ın sevdiğim bir sözü var: “Başarımın sırrı, nüfusun sadece yarısı ile rekabet etmek zorunda olmam” oysa serbest piyasa ekonomilerinde her zaman tam rekabetin maksimum verimliliği getireceğine inanırız. Buradan şu sonuca varıyorum, o zaman kadınların iş hayatında olmamaları şirketlerin verimliliğini de olumsuz etkilemekte. Bir düşünün, evinizin market alışverişini yapan, hangi ürünün satın alınacağına karar veren kadın iken o ürünün yaratılmasında ve tüketiciye sunulması süreçlerinde kadın yok ise başarınız sınırlı demektir. Eğer şirket yönetimlerinde farklı bakış açıları istiyorsak ve çeşitliliğin getirdiği başarıya inanıyorsak kadın çalışan istihdamını önemsemeliyiz.

 

Yıldız Holding olarak kadınların işgücüne katılımını başta Yönetim Kurulu Başkanımız Sn. Murat Ülker olmak üzere yürekten destekliyoruz. 3. dönem mentisi olduğum Yönetim Kurulunda Kadın Derneği’nin kuruluşunda Sn. Ülker’in önemli desteği olmuştur. Kendisi de programda bilfiil mentörlük yapmıştır. Yine Yönetim Kurulu Başkan Yardımcımız Sn. Ali Ülker de 3. dönem program mentörlerinden.

 

Nagihan Şengül güçlü bir ekip çalışmasının, çoklu bakış açısını geliştirdiğine inanıyor.

Vergide Gündem: İş dışında neler yapıyorsunuz? Ekibiniz ya da ailenizle birlikte iş dışında en çok hangi aktivitelere zaman ayırıyorsunuz?

 

Nagihan Şengül: Ekip arkadaşlarımla yılda birkaç defa özellikle kişisel gelişim, sağlıklı yaşam vb. onların bireysel hayatlarında fayda sağlayacakları, ilgilerini çekecek aktiviteler organize etmeye gayret ediyorum.

 

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü benim çok önemsediğim bir gün. Kadın çalışma arkadaşlarımla her yıl mutlaka bir etkinlik yapmaya ve onlara bu özel günde kendilerini özel hissetmeleri için fırsat yaratmaya gayret ediyorum.

 

Zaman buldukça spor yapmaya çalışıyorum. Uzun doğa yürüyüşleri favorim. En son İstanbul Avrasya Maratonu’nda 15 km koştum. Benim için çok keyifli bir aktiviteydi, ayrıca Yeniden Biz için koşarak topladığım bağışlarla çalışma hayatına ara vermiş kadınların tekrar iş hayatına dönüşünü destekleyen bu organizasyon için de bir fayda sağlamış olmak beni çok mutlu etti. Çocuklarımın biri 13, diğeri 5 yaşında. İkisinin de ortak ilgisini çekebilecek aktivite bulmak biraz güç oluyor. Örneğin ikisini aynı filme götürmemiz imkansız gibi bir şey. Onun için bu konuda eşimle iş bölümü yapıyoruz. Hep birlikte seyahat etmek ve yeni yerler görmekten çok keyif alıyoruz.

 

Vergide Gündem: EY’de çalıştığınız döneme dair sizde anısı olan ya da kariyerinizin gelişiminde önemli bir payı bulunduğunu düşündüğünüz durumlar olmuştur mutlaka, bunlardan bahsedebilir misiniz?

 

Nagihan Şengül: EY’nin bana kazandırdığı en önemli şeylerin başında güzel dostluklar geliyor. Yoğun çalışma temposunda iş arkadaşlarınızla uzun saatler geçiriyorsunuz, sıkıntılarınızı, mutluluklarınızı paylaşıyorsunuz, bu da çok değerli, kalıcı dostluklar kazandırıyor. Tabi EY’nin kattığı iş disiplini, farklı sektörlerde farklı vakalar görerek edindirdiği tecrübe de çok kıymetli.

 

Vergide Gündem: Finans dışarıdan bakıldığında belirli standartlara uygun olarak hesaplamaların yapıldığı bir alan gibi görünse de bizler biliyoruz ki; yaratıcılık ve farklı durumlarda farklı bakış açılarına sahip olmayı gerektiren bir uzmanlık alanı. Kariyerinin ilk yıllarında olan ve bu alanda ilerlemeyi hedefleyen gençlere neler söylersiniz?

 

Nagihan Şengül: Bir kere önlerine bir konu geldiğinde önce içeriğini, özünü anlamaya çalışsınlar ki kendi alanlarında konuyu doğru yorumlayabilsinler. Bir şirkete denetime gidiyorlarsa, önce şirketi, üretim yapılan bir yer ise üretim sürecini gezmeli ve anlamalılar. Aksi halde yaptıkları iş tekdüze bir raporlama ya da hesaplamadan öte bir yere gitmez ve yorum yeteneklerini geliştiremezler. Mutfakta yemeğin nasıl piştiğini görüp anlamazsanız, yemeğin kalitesi, pişme süreci hakkında hiçbir yorum yapamazsınız ancak tadı hakkında sınırlı fikriniz olabilir. Oysa sizi farklılaştıracak olan tadı hakkındaki yorumun ötesine geçebilmektir. Ve tabi ki farklı bakış açılarıyla her konuya bakmayı bilmeli ve bunu yapmak için kendilerini zorlamalılar. Amirlerinden, paydaşlarından ve müşterilerinden sıkça geribildirim almalarını da öneririm.

Vergide Gündem: Çalışma hayatına nasıl ve nerede başladınız, meslek seçimini yaparken dikkate aldığınız parametreler nelerdi? Seçiminizi bugünkü bilincinizle yapsaydınız yine aynı doğrultuda mı olurdu?

 

Nagihan Şengül: Ben üniversite mezuniyeti sonrasında çok bilinçli bir tercih yaptım. 1999 yılında ODTÜ’den mezun olurken o dönemde bankacılık sektörü çok popülerdi ve çok fazla iş imkânı vardı. Ancak eğitim hayatım boyunca bankacılık hiçbir zaman ilgimi çekmedi. Son sınıfta vergi ile ilgili bir ders almıştım, denetim şirketlerini ve vergi bölümlerini araştırdım ve Arthur Andersen vergi bölümünde iş hayatına başladım. Bu seçimi yaparken benim için önemli parametreler çok şey öğrenmek, profesyonel kültür edinmek ve ilerisi için farklı alternatifleri yaratma potansiyeliydi. Bugün seçim yapsam yine aynı yoldan yürürdüm.

 

Vergide Gündem: Profesyonel kariyerinizin bundan sonraki kısmı için yapmak istedikleriniz, geleceğe dair hedefleriniz neler?

 

Nagihan Şengül: Çok uzun vadeli planlar yapmıyorum. Siz işinizi doğru yapıyorsanız bu kariyerinizde de başarıyı getiriyor. Okumayı çok seviyorum. İşletme yüksek lisansımı bitirdiğimde ikinci çocuğuma hamileydim. Şimdi de Yeminli Mali Müşavirlik sınavlarına giriyorum. İş dışında da gelişimime katkı sağlayacak şeyler yapmak beni mutlu ediyor. Sevgiyle kalın…