EY’nin çalışanlarına kazandırdığı en önemli vasıf “çalışma disiplini”

EY Alumni Söyleşileri bölümünün ikinci konuğu, Türkiye’nin önde gelen perakende zincirlerinden BİM’in Finans Direktörü (CFO) ve İcra Kurulu Üyesi olarak görev yapan Haluk Dortluoğlu. Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olan Dortluoğlu, Harvard Business School’un ileri yöneticilik programını (AMP) tamamladı.

Arthur Andersen ve Ernst & Young’da (EY) sekiz yıl görev yaptıktan sonra 2003 yılında Türk Hava Yolları Muhasebe Direktörlüğü görevini üstlenen Dortluoğlu, 2005’ten bu yana BİM’in Finans Direktörü (CFO) olarak görev yapıyor. Dortluoğlu BİM’deki görevinin yanı sıra, 2015’te hizmete giren FİLE Marketleri’nin İcra Kurulu Başkanlığı’nı da yürütüyor.

2009’da Frankfurter Allgemeine Zeitung grubu bünyesinde Avrupa’da yayınlanan Finance in Emerging Europe tarafından “Yılın CFO’su Ödülü”ne layık görülen Dortluoğlu, 2014’te de Thomson Reuters Extel tarafından yatırımcı ilişkileri alanında yapılan araştırma sonuçlarına göre uluslararası kurumsal yatırımcılar tarafından “Türkiye’deki en iyi CFO” olarak gösterildi.

 

 

 

Vergide Gündem: Faaliyetlerine 1995 yılında başlayan BİM Birleşik Mağazalar A.Ş. gıda perakendeciliğinde indirim marketleri modelinin ülkemizdeki ilk temsilcisi. 2017’de bir önceki yıla göre yüzde 23,5 büyüyen BİM, uluslararası araştırmalara göre perakendenin en hızlı büyüyen şirketlerinden biri. BİM, ayrıca Capital dergisinin hazırladığı “Türkiye’nin En Büyük 500 Şirketi” araştırmasında “En Çok İstihdam Sağlayan Şirket” olarak gösteriliyor. Önemli büyüklükte bir organizasyonda uzun yıllardır önemli sorumluluklar üstlenmiş durumdasınız. Yaptıklarınızdan biraz söz edebilir misiniz, bir gününüz nasıl geçiyor? Söyleşimizi okuyan kariyerinin başındaki gençlere de ilham vermesi açısından, CFO tam olarak ne yapar?

Haluk Dortluoğlu: CFO’nun açılımı malum “Chief Financial Officer”dır. Kısaca “Finans Grup Başkanı” diyebiliriz. CFO’lar bir şirketteki finans sürecini en üst düzeyde temsil eden, bu alandan sorumlu yöneticilerdir. Bir CFO bulunduğu pozisyon gereği, risk yönetimi, nakit planlaması gibi konularla ilgilenir ve ilgililere kuruluşun mali durumuyla ilgili olarak rapor verir. CFO’lar şirketlerin karar mekanizmalarında önemli rol oynar, bağlı bulundukları organizasyonun tüm finansman dengesini yönetir ve gerekli kararları alırlar.

CFO’lar, hissedarlar, yönetim kurulları, yatırımcılar, çalışanlar ve kurum dışı üçüncü taraflara karşı güvenilir danışmanlar olarak hareket ederler. İç ve dış paydaşların zamanında, ilgili ve doğru bilgilerle güçlendirilmesini sağlamak işi yine onlara düşer. Stratejik planların, finansal gerçekler ile uyumlu olmasını sağlamanın yanı sıra finansal ve operasyonel verileri özümseme ve yorumlamada da kritik bir rol oynarlar. İyi bir finans liderliğinin yokluğunda, temel sorumluluklar uzman olmayan kişiler ya da ilgisiz birimlerce üstlenilir ve ortada sadece kaçırılmış fırsatlar kalır.

Vergide Gündem: Muhtemelen bilginiz vardır, EY’nin çok büyük bir global alumni ağı bulunuyor.

Eski ve yeni tüm EY çalışanlarının yeni fırsatlardan haberdar olmalarını, ihtiyaç duydukları kaynaklara ulaşmalarını sağlayan bu ağ yeni bağlantılar kurmak ve mevcut bağlantıları sağlamlaştırmak için sunulmuş bir platform. Kariyeri içerisinde yolu EY’den geçenler için ise “Ne zaman katılırsanız katılın, ne kadar süre çalışırsanız çalışın, olağanüstü EY deneyimi bir ömür boyu sürer” şeklinde bir sloganı var. Buradan yola çıkarak, profesyonel iş hayatınızda size EY’de vergi bölümünde çalışmış olmanın kattığını düşündüğünüz, çeşitli durumlarda işinizi kolaylaştıran ayrıcalıklı bir deneyiminizden söz edebilir misiniz?

Haluk Dortluoğlu: EY’nin çalışanlarına kattığı, meslek hayatları boyunca sahip olacakları bir özellik olarak kazandırdığı en önemli vasıf sanıyorum “çalışma disiplini”dir. Bu da işini hakkıyla takip etmeyi, gereken sorumluluğu üstlenmeyi ve projeyi gerekli sürede tamamlamayı kapsar. Buna bir de önceliklendirme ve ehem-mühim ayrımını yapma alışkanlığını kazandırmayı da ekleyebiliriz. İş hayatında, neye öncelik vereceğinizin farkındaysanız ve sıkı bir iş disiplinine sahipseniz, verimli çalışma anlamında en önemli aşamayı geçmişsiniz demektir. Zorlanmayan kas gelişmiyor. İş hayatımın ilk yılları çok yoğun bir ortamda geçmişti. Aylar boyunca haftanın yedi günü çalıştığımız dönemler yaşadık. Bu yoğun dönemdeki iyi planlama yapma zaruretinin kendini dayatması, benim için zamanla bir alışkanlığa dönüştü ve zamanınıeskiye göre daha iyi yöneten, gerektiğinde az zamanda çok iş çıkaran bir insan oldum. Aynı zamanda, eş zamanlı olarak farklı projeleri yürütme yaklaşımını da buna ekleyelim. Fakat şunu da eklemek isterim; şimdi esasen kimseye aynı anda çok işe odaklanmaya çalışmalarını önermiyorum. İnsan bir işi yaparken sadece ona odaklanıp, konsantre olmalı ve bu bittikten sonra diğer işlere geçmeli, eş zamanlı değil! Çünkü insan zihni ancak odaklandığında iyi çalışıyor. Yakın zamanda işittiğim ve beğendiğim bir söz bu durumu şöyle ifade ediyor: “Aynı anda iki tavşanı yakalamaya çalışan tazı, ikisini de elinden kaçırır.”

 

 

Vergide Gündem: Kurulduğu günden bu yana tüketiciler tarafından benimsenmiş ve başarılı olmuş bir şirkette finansın başındaki kişi olarak, mevcut koşullar altında kaliteli ürünleri düşük fiyata satmayı nasıl başardığınızı öğrenebilir miyiz?

Haluk Dortluoğlu: BİM indirimli perakende sektöründe Avrupa’da ve dünyada çok başarılı olan bir modeli Türkiye koşullarına uyarlayarak tüketicinin teveccühünü kazandı. Bizim en büyük avantajımız yüksek kaliteli ürünleri, mümkün olan en düşük fiyatlarla tüketiciye sunmaktır. Bunu sağlamak için uyguladığımız temel stratejilerin birkaç ayağı bulunuyor. Öncelikle ürün çeşidini sınırlı tutuyor, tedarikçilerimizle yakından çalışarak kalite kontrolünü en etkin şekilde uyguluyoruz. Mağazalarımızda yaklaşık 700 çeşit ürünümüz bulunuyor. Bunların içinde sadece BİM için üretilen ve bu nedenle sadece mağazalarımızda bulunan özel markalı ürünlerin ayrı bir önemi bulunuyor. Bugün ciromuzun yaklaşık % 70’ini özel markalı ürünlerden elde ediyoruz. Stratejilerimizin bir başka önemli ayağı ise maliyetlerimizi kontrol altında tutmaktır. Bu kapsamda çok etkin bir lojistik altyapısına sahibiz. Gereksiz maliyetlerden kaçınıyoruz. En kaliteli ürünleri en düşük fiyatlarla satmamız bizi tüketiciler nezdinde güvenilir ve tercih edilir bir perakende zinciri yapıyor. Her gün 4 milyon, ayda 100 milyondan fazla kişi BİM’den alışveriş yapıyor. Bu da güvenin en güçlü ifadesidir.

Vergide Gündem: Mağaza sayısı 7 bine yaklaşan ve 40 binin üzerinde çalışanı bulunan BİM’de toplam istihdamın yüzde 39’unu kadınlar oluşturuyor. Kadınların istihdama katılımı konusunda BİM zaten önemli bir misyon üstlenmiş gibi görünüyor. Ülkemizde bunun için daha neler yapılabilir sizce?

Haluk Dortluoğlu: Kadınların ekonomiye katılmadığı bir toplumun kalkınmada tam potansiyelini gerçekleştiremeyeceğini düşünüyorum.

Dortluoğlu, Harvard İş Okulu'ndan (Harvard Business School) bir öğretim üyesinin daveti üzerine, 2017’de Boston’da BİM’in hikayesi için hazırlanan vaka çalışmasının paylaşıldığı derse katıldı.

Çünkü ülkemizde erkeklerin istihdam oranı %70’in üzerine çıkarak zaten belirli bir noktaya ulaşmış durumda. 

Türkiye’de şu an kadının iş gücüne katılım oranı ise henüz %33 düzeyinde. Üstelik, bu orana iş arayanlar da dâhil. Bu oran OECD ortalaması olan %63’e yükseltilebilirse, McKinsey Küresel Enstitüsü öngörülerine göre, ülkemizin Gayri Safi Yurtiçi Hasılası 2025 yılında yaklaşık %20 oranında artacak ve beklenenden daha fazla büyümeye ulaşılacaktır.

Kadınların istihdamının desteklenmesinin, çalışma hayatında kadınlara daha çok yer açılmasının ülkemizin kalkınmasında anahtar rol üstleneceğine inanıyoruz.

Kadın istihdamının artmasıyla birlikte ülkemiz de daha çok kalkınacak, refah seviyesi yükselecektir. Kadın istihdamının desteklenmesi konusunda özellikle son yıllarda kamunun aldığı önemli kararların yanı sıra, özel sektöre de sorumluluk düşüyor. BİM olarak biz de payımıza düşen sorumluluğu üstlenerek, ülkemizin kalkınmasına katkı sağladığımız için mutluyuz.


Vergide Gündem: Dijitalleşen dünyada e-ticaret her iş kolunu etkisi altına almış durumda. E- ticaretin perakende sektörü ve gıda perakendeciliğindeki etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? BİM’in bu konuda bir çalışması var mı?

Haluk Dortluoğlu: Elektronik ticaret konusu dünyada hızla gelişen bir sektör. Amazon piyasa değeri 1 trilyon doları geçen ikinci şirket oldu. Bu büyümenin bütün pazarlara yansıması kaçınılmaz. Ancak, elektronik ticaret; elektronik ürünler, tekstil ve diğer gıda dışı ürün gruplarında daha popüler bir ticaret kanalı. Gıda ürünlerinde ise genellikle Pazar payı sanıldığından çok daha düşüktür. Bugün BİM’e baktığımızda teknolojiyi gerektiği kadar ve en iyi şekilde kullanan bir yapıdayız diyebilirim. Değerlendirme yapılabilir; ancak elektronik ticaret alanında bugüne kadar bir faaliyet içinde olmadık.

 

 

Vergide Gündem: EY’de çalıştığınız dönemden hiç unutamadığınız bir anınız var mı?

Haluk Dortluoğlu: EY’de (ve öncesinde Arthur Andersen’de) bulunduğumuz dönemde çok sayıda hatıramız oldu; EY’nin özel bulduğum tarafı ise çalışanlarındaki farklılıklara açık, profesyonel bir biçimde herkesin iş performansıyla değerlendirildiği bir iş ortamı sağlamasıydı. EY’den ayrılalı yaklaşık 15 yıl olmuş. Sonrasında ilk işe başladığım kurumdan bir süre sonra ayrılma kararı almıştım. Bunu öğrenen ve eskiden birlikte çalıştığımız bir partner arkadaşım beni yemeğe davet etmişti. Görüşmemizde de istersem geri dönebileceğimi, bıraktığım yerden devam edebileceğimi ifade eden davetini iletti. O dönemde farklı sebeplerle geri dönmedim, fakat bu özel dönemde EY’nin verdiği destek unutamayacağım bir vefa örneğidir benim için.

Vergide Gündem: Bugüne kadar etkilendiğiniz ve paylaşmak isteyeceğiniz bir kitap ya da izlediğiniz bir film var mı? İş dışında yapmaktan hoşlandığınız aktiviteler neler?

Haluk Dortluoğlu: İş dışı aktivitelerin ve sosyal sorumluluk içeren görevlerin, mevcut iş hayatı ortamında hepimiz için önemli bir yer tuttuğunu düşünüyorum. Bugüne kadar iş dışı aktivite olarak bazı sivil toplum kuruluşlarında görev aldım. Boğaziçi Yöneticiler Vakfı’nın yaklaşık 6 yıl başkanlığını yaptım ve bu dönemde BYV’nin organize ettiği ve EY’nin da desteklediği Özgün İyi yönetim Uygulamaları Forum serisini hayata geçirdik.

Film değil, fakat okuduğum üç kitabı tavsiye etmek isterim. Bunlar sırasıyla antropoloji, tarih ve ekonomi alanında kitaplar.

Birincisi Jared Diamond’un 1997 yılında yazdığı “Tüfek, Mikrop ve Çelik”. İyi bir insanlık tarihi kitabıdır ve son yıllarda popüler olan Sapiens’ten daha nitelikli bir eser olduğunu söyleyebilirim. Maalesef yayın hakkını alan TÜBİTAK yeni baskı yapmadığı için Türkçesi kitapçılarda bulunmuyor, fakat İngilizcesine ulaşılabilir. Kitapta yazar Kızılderililer, İnka’lar, Aztek’ler gibi eski Amerikalıların tarihte Avrupa’yı işgal etmemiş, fakat bunun tersinin gerçekleşmiş olmasının nedenlerini sorguluyor.

Dortluoğlu, EY Türkiye tarafından geçtiğimiz ay düzenlenen Alumni etkinliğinde eski ve yeni EY çalışanlarıyla bir araya geldi.

İkincisi yakın dönem Türkiye tarihini anlatan “Modernleşen Türkiye’nin Tarihi”dir. Erik Jan Zürcher’in yazdığı ve son iki yüz yılımızı inceleyen en önemli eserlerden biridir diyebilirim.

Son olarak da ekonomist Daron Acemoğlu’nun ekonomik gelişmeyle ilgili ülkede etkin kurumların bulunurluğu arasındaki ilişkiye işaret ettiği “Ulusların Düşüşü” kitabı. Mutlaka okunması gereken bir kitaptır.

Vergide Gündem: Danışmanlık sektöründe çalışmaya başlayan ve vergi alanında kariyerini geliştirmek isteyen gençler için tavsiyelerinizden de söz edebilir miyiz?

Haluk Dortluoğlu: Her alanda olabileceği gibi danışmanlık ve denetim sektöründeki gençlere tavsiyem seçtikleri alanda uzmanlaşmaları ve mesleklerinin hakkını veren bir konumda olmaya gayret etmeleridir. İnsan ya yaptığı işi sevmeli, ya da sevdiği işi yapmalı. Sevdiği işi yapan, mesleğine saygı duyan kişi üretken olur, çevresinde saygı uyandırır ve en önemlisi mutlu olur.