Skip to Content

No: 21

Tarih: 19/09/2018

Konu:32 Sayılı Karar’da yapılan değişiklik uyarınca Türkiye’de yerleşik kişiler arasındaki sözleşmelerde ödeme yükümlülüklerinin Türk Lirası olarak belirlenmesi hakkında

13.09.2018 tarih ve 30534 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair 85 no’lu Cumhurbaşkanlığı Kararı (“Karar”) ile Kambiyo Mevzuatı’nın temel düzenlemesi niteliğindeki 32 Sayılı Karar’ın, “Döviz” başlıklı 4.maddesinde değişikliğe gidilmiş ve anılan maddeye (g) bendi olarak “Türkiye'de yerleşik kişilerin, Bakanlıkça belirlenen haller dışında, kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satım, taşıt ve fınansal kiralama dâhil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamaz.” hükmü ilave edilmiştir.

Yayım tarihi itibariyle yürürlüğe giren bu düzenleme uyarınca, 13.09.2018 tarihinde ve sonrasında akdedilecek sözleşmelerde bu değişiklik hükmünün doğrudan uygulanması (30 günlük uyum süresi uygulanmayacaktır) ve Bakanlıkça belirlenen istisnai hallere girmeyen işlemlerde bedellerin Türk parası olarak belirlenmesi zorunludur.

Öte yandan, Türkiye’de yerleşik kişiler arasında 13.09.2018 tarihinden önce akdedilmiş yürürlükteki sözleşmelerde döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan bedellerin, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenecek olan haller hariç olmak üzere, sözleşme taraflarınca 30 günlük yasal süre içerisinde Türk parası olarak yeniden belirlenmesi gerekmektedir.

Türkiye’de yerleşik kişiler arasında, ödeme yükümlülüklerinin döviz veya dövize endeksli olarak belirlenebileceği sözleşmeler Bakanlık tarafından ayrıca belirlenecek olup, 17.09.2018 tarihinde Bakanlık tarafından yapılan Basın Duyurusu’nda döviz cinsinden girdi maliyetler veya yükümlülüklerin değerlendirmeye esas alınacağı belirtilmiştir. Bakanlık duyuru metninde istisna uygulamasına örnek olarak; 32 Sayılı Karar’ın döviz kredilerinin kullanımını düzenleyen 17 ve 17/A maddeleri uyarınca herhangi bir kısıtlamaya tabi tutulmaksızın döviz kredisi kullanabilen ve dolayısıyla döviz cinsinden yükümlülük altına giren Türkiye’de yerleşik kişilerin yaptığı sözleşmelere değinmiştir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 26.maddesinde düzenlenen sözleşme serbestisi ilkesi ile 99.maddesinde düzenlenen ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılmasının kararlaştırılmasına ilişkin düzenlemeler ve geçmişe yürümezlik ilkesi çerçevesinde Karar’ın farklı değerlendirmelere konu olması muhtemeldir. Ancak şu aşamada Karar bağlı uygulamalarda dikkate alınması gerektiğini düşündüğümüz hususlar özetle aşağıdaki gibidir.

  •  Döviz cinsinden veya dövize endeksli bedeller belirleyemeyecek kimseler

Türkiye’de yerleşik kişilerin (2 veya daha fazla) kendi aralarından akdettikleri ve akdedecekleri sözleşmelerde (Bakanlıkça belirlenecek haller hariç olmak üzere) sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri; döviz cinsinden veya döviz endeksli olarak belirlenemeyecektir.

“Türkiye’de yerleşik kişiler” ifadesi 32 Sayılı Karar’ın 2.maddesinde tanımlanmış olup, buna göre; “b) Türkiye'de yerleşik kişiler: Yurtdışında işçi, serbest meslek ve müstakil iş sahibi Türk vatandaşları dahil Türkiye’de kanuni yerleşim yeri bulunan gerçek ve tüzel kişileri,” ifade etmektedir. Buna göre Türkiye’de yerleşim yeri bulunan tüm gerçek ve tüzel kişiler (yabancı sermayeli Türk şirketleri dahil) kapsam dahilinde kabul edilmektedir. Düzenleme “kanuni yerleşim yeri” esasını benimsemiş olduğundan özellikle yabancı gerçek kişiler açısından uyruğun belirleyici olmayacağı ve kişinin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yer unsurunun (sübjektif unsur) da değerlendirmede muhakkak dikkate alınması gerektiği kanaatindeyiz.

Bakanlık tarafından uygulamaya yön verecek istisnalar belirlenirken Türkiye’de sürekli kalma niyeti olmayıp da, çalışma iznine bağlı olarak çalışma izni süresiyle sınırlı olarak Türkiye’de bulunan yabancı personellere yapılacak ücret ödemelerinin de istisna kapsamına alınması değerlendirilebilir. Aksi takdirde, çalışma izninin ikamet izni yerine geçtiği ve yerleşim yerine karine teşkil ettiğinden bahisle yabancı personel ile yapılan iş sözleşmelerinin de Türk parası üzerinden belirlenmesi gerektiği şeklinde yorumlar gündeme gelebilecektir.

  • Döviz cinsinden veya dövize endeksli bedeller belirlenemeyecek sözleşmeler

32 sayılı Karar’a eklenen ifade uyarınca Türkiye’de yerleşik kişiler arasında döviz veya dövize endeksli bedeller üzerinden belirlenemeyecek sözleşmeler;

  1. menkul ve gayrimenkul alım-satım sözleşmeleri,
  2. her türlü menkul ve gayrimenkul kira sözleşmeleri,
  3. finansal kiralama ve taşıt kiralama sözleşmeleri, leasing sözleşmeleri,
  4. iş sözleşmeleri,
  5. hizmet sözleşmeleri ve
  6. eser sözleşmeleridir.

Karar uyarınca hangi sözleşme türlerinde Türk parası kullanılmasının zorunlu olacağı alt düzenlemelerle ve hukuki yorumlar ile netleşecektir. Karar metninde hangi sözleşmelerin kapsamda olduğu sınırlı şekilde sayılmak suretiyle belirlendiğinden, sayılanlar dışında kalan sözleşme türleri açısından (örneğin vekalet sözleşmesi, ödünç sözleşmesi) Türk parası kullanma mecburiyeti olmadığı değerlendirilebilecek olmakla birlikte uygulamanın netleştirilmesi adına alt düzenlemelerin beklenmesi faydalı olacaktır.

  • Sözleşme bedellerinin Türk parasına çevrilerek yeniden belirlenmesinde uygulanacak döviz kuru

32 Sayılı Karar’a eklenen Geçici 8. Madde ile 13.09.2018 tarihinden önce akdedilmiş yürürlükteki sözleşmelerdeki döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan bedeller, Bakanlıkça belirlenen haller dışında; Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenecektir.

Esas olan tarafların karşılıklı mutabakat ile sözleşmede yer alan bedelleri Türk Lirası olarak yeniden belirlemesidir. Türk Lirası’na dönüşümde uygulanacak döviz kuru ile ilgili olarak 32 Sayılı Karar’da bir belirleme yapılmamış olmakla birlikte, sözleşme değişikliğinin yapılacağı tarih itibariyle geçerli olan Merkez Bankası döviz alış kurunun kullanılması değerlendirilebilecektir. Bu konuda esas olan sözleşme taraflarının anlaşmaları olacaktır. Taraflar, Borçlar Kanunu’nun temel ilkelerinden olan sözleşme serbestisi uyarınca Türk parasına çevirme işlemini, sözleşmeyi özünde döviz veya dövize endeksli bedeller içerecek şekilde yapmadıkları sürece mevzuata uygun kabul edilecektir.

Akdedilmiş sözleşmeler açısından belirlenen süre içerisinde tarafların anlaşamadığı durumlarda olası ihtilafların önlenmesine yönelik bir belirleme yapılmamıştır. Diğer yandan, süre sonunda kendiliğinden  geçerli olacak bir dönüşüm yöntemi belirlenmesinin güçlükleri de ortadadır. Tarafların anlaşamadığı durumlarda (fesih yönünde anlaşamama hali de  dahil olmak üzere), ihtilafların çözümüne yönelik genel hukuk kuralları geçerli olacaktır.

  • 30 günlük süre içerisinde sözleşme bedellerinin Türk parası olarak yeniden belirlenmemesinin cezası

32 Sayılı Karar, 20.02.1930 tarihli 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun’ dayanmaktadır. Kambiyo mevzuatına aykırılık durumunda uygulanacak cezalar da 1567 sayılı Kanun’da düzenlenmiştir.

Kanun’un 3.maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı’nın bu Kanun hükümlerine göre yapmış bulunduğu genel ve düzenleyici işlemlerdeki yükümlülüklere aykırı hareket eden kişi, üçbin Türk Lirasından yirmibeşbin Türk Lirasına kadar idari para cezası ile cezalandırılır (Kabahatler Kanunu’nun 17/7 maddesi hükmü uyarınca idari para cezası tutarlarının her yıl yeniden değerleme oranında artırılması gerekmekte olup 2018 yılı itibariyle uygulanacak idari para cezası tutaları 5.631 TL ila 46.964 TL arası olacaktır).

Sözleşme bedeli başta olmak üzere sözleşmede yer alan her türlü ödeme yükümlülüğünün (örneğin cezai şart) 13.10.2018 tarihine kadar Türk parası olarak yeniden kararlaştırılması gerekmektedir. Bu süre içerisinde Türk parası sözleşme bedeli üzerinde anlaşılmaz ve döviz/dövize endeksli şekilde işlem yapmaya devam edilirse, sözleşmenin tüm taraflarına yukarıda yer verilen idari para cezası ayrı ayrı uygulanacaktır. Öte yandan Kabahatler Kanunu’nun içtima hükümleri uyarınca aykırılık fiili birden çok defa yapılmış ise (örneğin birden fazla döviz bedelli sözleşmenin uygulanmaya devam edilmesi) her fiil (her dövizli sözleşme) ayrı idari para cezasına konu edilecektir. Bir diğer ifade ile değişiklik hükümlerine aykırı yapılan veya uygulanmaya devam eden dövizli sözleşmelerin tüm tarafları sözleşme sayısı kadar ayrı ayrı idari para cezasına çarptırılacaktır.

Bu kabahatlerin bir tüzel kişinin yararına olarak işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişiye de aynı miktarda idari para cezası verilir.

Hükmolunacak idari para cezasına, suç tarihi ile tahsil tarihi arasındaki süreler için 6183 sayılı Kanuna göre tespit edilen gecikme zammı oranında (05.09.2018 tarihinden itibaren aylık %2), para cezası ile birlikte tahsil olunmak üzere, gecikme faizi uygulanır. Tekerrür halinde verilecek cezalar iki kat olarak hükmedilir. 32 Sayılı Karar’a aykırılık nedeniyle idari para cezasına karar vermeye Cumhuriyet savcısı yetkilidir.

  • Taraflarca bu aşamada yapılması gerekenler

Bakanlıkça belirlenecek istinai hallere ilişkin düzenleme beklenecek olmakla birlikte, akdedilmiş yürürlükteki sözleşmelerin 30 günlük uyum süreci gözönünde bulundurulduğunda, hiç vakit kaybetmeksizin Türkiye’de yerleşik kişiler ile akdedilmiş olan döviz sözleşmelerin detaylı listesinin oluşturulması faydalı olacaktır.

Daha sonra bu listede yer alan her bir sözleşmenin ayrı ayrı;

  1. sözleşme konusu ve edim yükümlülükleri açısından incelenmesi,
  2. döviz cinsinden belirlenen ödeme yükümlülüklerinin iş modeline uygun şekilde hangi şartlarda Türk parası olarak yeniden belirlenebileceğinin ve
  3. ileriye dönük olarak da Türk parası belirlenen sürekli edim niteliğindeki ödeme yükümlülüklerinin hangi kıstaslar esas alınarak güncellenebileceğinin çalışılması,

hazırlık anlamında önemli olacaktır.

Bu sayede, Bakanlıkça istisnalar belirlendiğinde ilgili sözleşmenin istisna olup olmadığı hızlı bir şekilde tespit edilebilecek ve gerektiğinde karşı taraf ile müzakerelere derhal başlanılarak ödeme yükümlülüklerinin Türk parasına dönüşüm süreci tamamlanmaya çalışılacaktır.

Öte yandan 13.09.2018 tarihinden sonra geçerli olacak şekilde yeni yapılacak sözleşmelerle ilgili olarak da Türk parası kullanılmasının zorunlu olduğu durumlar için, standart sözleşmelerin revize edilmesi ve özellikle sürekli borç ilişkisi niteliğindeki sözleşmelerde ödeme yükümlülüklerinin güncellenmesine yönelik madde taslaklarının oluşturulması faydalı olacaktır.

Bakanlık tarafından istisna tutulacak hallere ilişkin düzenleme yapıldığında, ayrı bir bilgilendirme yapılacak ve işbu yazımız istisnai haller de dikkate alınarak revize edilebilecektir.

Yer verilen konu hakkında ek bilgi gerektiğinde bizimle temasa geçmenizi rica ederiz.

 

 

Saygılarımızla,
Kuzey YMM ve Bağımsız Denetim A.Ş.
Erdal Çalıkoğlu


Yukarıda yer verilen açıklamalarımız, konuya ilişkin genel bilgiler içermektedir. EY ve/veya Kuzey YMM ve Bağımsız Denetim A.Ş.’ye, işbu dokümanın içeriğinden kaynaklanan veya içeriğine ilişkin olarak ortaya çıkan sonuçlardan dolayı herhangi bir sorumluluk iddiasında bulunulamaz.
 Baskıya yolla

Başa Dön

İletişim:

Mehmet Küçükkaya
mehmet.kucukkaya@tr.ey.com
(212) 315 30 00